Amed Nesim-i Subh-u Dem - Rast Nakış - Nota Eşliğinde İcrâ (Ahenk: Mansur Neyi - G)

Опубликовано: 17 Ноябрь 2024
на канале: Bekir GÜLSÜN
13,204
192

ÂMED NESİM-Î SUBH U DEM

Beste: Abdülkâdir-i Merâgi
Güfte: ?
Makam: Rast (Nakış Beste)
Usûl: Düyek
İcrâ: Homayoun Shajarian

Âmed nesîm-i sûbh-u dem
Tersem ki âzâreş kûned
Tahrîk-i zûlf-û anbereş
Ez hâb'ı bîdâreş kûned (emân)

Sultânê mâ sultânê mâ
Râhmet bekûn ber cânê mâ
Ân dem ki cân ber-leb resîd
Hem-râh'î kûn imânê mâ (emân)

Terennüm:
Tenna dirna deddere dilli ney
Tenna dirna deddere dilli ney
Âh teneni ta dir ney
Teneni ta dir ney
Dir ney dir ney
Ez hâb'ı bîdâreş kûned (emân)

Âh ye le li ye le lâ
Ye le li ye le lâ dost
Ye le li ye le lâ
Ye le li ye le lâ dost
Ez hâb'ı bîdâreş kûned (emân)

Günümüz Türkçesiyle Anlamı:

“Esen sabah rüzgârının sevgiliyi rahatsız etmesinden korkuyorum.
Anber kokulu saçlarını tahrik ederek o sevgiliyi uykusundan uyandıracak.

Ey sultanımız, sultanımız!
Cânımıza rahmet et; o can dudağımızın ucuna geldiği zaman da îmanımıza yoldaş kıl”

ABDÜLKADİR MERAGİ (1353-1435)

Besteci ve müzik bilginidir. İslam dünyasının müzik alanında en büyük isimlerinden olan Abdülkadir Meragi (Hace İbn ül-Gaybi de denir), Sultan Ahmet Celayir, Timur ve Şahruh'un saraylarında yaşamış, Müzik eserleri beş asrı aşkın zamanı aşarak, 17. yüzyıla kadar meşkle ve yazılı kültürle birlikte günümüze ulaşmıştır.

Güney Azerbaycan’da Meraga şehrinde doğdu. Yılmaz Öztuna kayıtlarına göre 13.12.1353 tarihinde doğduğu kayıtlıdır. Müzisyen Giyaseddin aybi’nin oğludur. 4 yaşında okula başlayıp 8 yaşında Hafız oldu. Genç yaşında yetenekli bir müzisyen olarak parladı ve Celayir'in taht kenti Tebriz'e yerleşti.

Rauf Yekta Bey'in yaptığı araştırmaya göre; Babası çağının bilginlerinden Gıyaseddin Gaybi'dir. Babasından söz ederken; "Birçok ilim dalında üstün bilgisi vardı. Musikinin pratik ve teorik dallarında üstat idi" dediğine göre temel bilgileri ve musikiyi babasından öğrendiği kesindir. Babasının ölümünden sonra Tebriz'e geldi. Daha sonra İlhanlılar'ın hizmetine girerek önce III. Hüseyin'e sonra 1380 yılında Ahmed Celayeri'ye ile arkadaş oldu. Döneminin tanınmış musikişinası Rızaettin Rıdvan Şah'ın düzenlediği musiki yarışmasını kazanmış olması bu yıllarda ünü yaygınlaşmış bir musikişinas olduğunu ispatlar.

1386 yılında Timur'un Azerbeycan'ı kuşatması ile Meragi, onun eline düştü. 1397 yılında Timur, birçok ilim ve sanat adamı gibi onu da Semerkant'a gönderdiği ve bu yıllarda sarayda hizmet gördüğü tahmin ediliyor. Timur, deli olan oğlunun etrafındaki insanların etkisiyle anormal davranışlar yaptığı düşüncesi ile çevresindeki müzisyenleri öldürmeye başlamıştı. Abdülkadir Meragi derviş kılığına girdi ve Semerkant'tan kaçarak Bağdat'a geldi.

1401 yılında Bağdat yeniden alınınca bir süre saklandı; fakat bir rastlantı sonucu Timur'la yüz yüze geldi. Hiddetlenen imparator hiç tereddüt etmeden idamını emretti. O anda Merâgalı çok zeki bir kimse olduğundan zalim ve mağrur Timur"un huzurunda; Merâgalı Kur'an-ı Kerim'den bir sureyi ezberinden ve çok duygulu bir şekilde okuyunca bağışlandı. Böylece eski saygınlığı geri verilerek bir süre Timur'la dolaştı. Timur'dan izin alarak tekrar Semerkant'ta yerleşti.1421 yılında Bursa'ya geldi. Yeni tahta çıkmış olan II. Sultan Murat Han'a bir eserini sundu. Müzisyen olan padişahın takdirini gördü. Fakat ülke içindeki karışıklıktan Herat'a döndü. 1435 yılının Mart ayında Herat'ta Veba hastalığından öldü.

Türkçe, Arapça ve Farsça'yı iyi bilen bestekâr, hanende, nazariyatçı, şair, ressam, hafız ve hattattı. Meragi'nin en çok etkisinde kaldığı kimse Farabi olmuştur. Ferabi'den sonra en büyük nazariyatçı olduğu kabul edilir.

Sözlü eserleri değişik makam ve usullerde 13 Kâr, Beste ve Nakış Beste, Nakış Yürük Semai, Sengin Semai ve Aksak Semai olmak üzere 30 kadardır.

Devrihindi usulü ile bestelemiş olduğu Rast makamındaki Kâr-ı Muhteşem ile Segah makamındaki Kâr-ı Şeşavaz ve Haydarname en tanınmışlarıdır. Eserlerinin çoğu Kenzü'l-Elhan'la birlikte kaybolmuştur. Halen TRT repertuarında Abdülkadir Meragi'ye ait kayıtlı 25 eser mevcuttur. Bu bestekâra ait olduğu kabul edilen günümüze ulaşmış eserlerin pek çoğu şaheser olarak değerlendirilebilecek türdendir. Bunlar arasında özellikle Mahur Kâr, Nihavend-i Kebir Kâr, Rast Kâr-ı Muhteşem, Rast Kâr-ı Haydarname, Segâh Kâr-ı Şeş-Avaz yüksek sanat değeri taşımaktadır. Bilinen kitapları: Câmi ül-Elhân (Nağmeler Derlemesi-1405), Mekâsıd ül-Elhan (Nağmelerin Maksadı-1421), Kenz ül-Elhan (Nağmeler Hazinesi), Şerh ül Edvâr (Musiki Makamları Şerhi), Kitab ül-Edvâr (Makamlar Kitabı)

(Meragi - Büyük Türk Musiki Ansiklopedisi; Yılmaz Öztuna Cilt:1 S:17- Dr. Nazmi Özalp , Büyük Türk Musikisi Ansiklopedisi S: 128)